Açlık benim çok önceleri okuduğum,okuduktan sonra bir hüzünlenme sonrası annemin hadi oğlum yemeğe diye çağırırken ki duygularla kalakaldığım bir başyapıttır. Öyle bir kitap ki hep hissettiğiniz bir duyguyu diğer insanlar nasıl hissediyor diye merak edersiniz ama bunu anlatamazsınız. Anlatacak kelimeleri bulamazsınız. Knut Hamsun bunu başarmış bir yazar olarak karşınıza Açlığı çıkarıvermiş işte. Üstelik onurlu ve ahlaklı kalmanın ölçütünü de belirlemiş. Kitabın özetine girersek eğer,
Kahramanımız Kristiania’da yaşayan çoğu zaman aç gezen ve tek geçim kaynağı makaleler olan bir kişidir.Kahramanımız romanın büyük bir bölümünde aç ve yorgun gezer.Genellikle bu açlığının nedeni gururu ve ahlakıdır.Bazı zamanlarda da açlığını gidermek için yol kenarlarında bulduğu taş ve ağaçları kemirir,bazen de kasaplara yalan söyleyerek bir parça kemik alır fakat kahramanımız bu kemiği yerken küçük et parçalarını pişmanlığıyla geri kusar.Parasızlık nedeniyle oturduğu harabe evden de atılır ve bir süre dışarılarda yatar.Bazı zamanlarda kahramanımız öyle zor durumlara düşer ki gururundan taviz verip sahtekarlık yapar fakat bunu hazmedemez ve hemen yaptığı sahtekarlık yüzünden ağlamaya başlar.
Eserde kahramanın ismi söylenmemektedir fakat o kendisine Andreas Tangen der.
1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazarın Açlık eserini okurken, duygu yüklü bir karakterin çektiği acıları hissedeceksiniz.
Yorum Yapın