Benim çocukluğumda kitaplar daha eğlenceli ve ilginçdi. Korkusuz Kaptanlar,Hazine Adaları,Kemaleddin Tuğcular vs. Gizemli,dramatik olaylar çocukların anlayabileceği bir dille anlatılıyordu. Şimdilerde çocuk reyonlarına baktığımda ise fabl türüne yakın veya biraz daha kişisel gelişimi ön plana çıkaran kiaplara yer verildiğini görüyorum. Yaratıcı kitaplar neredeyse yok denecek kadar az. Şeker Portakalı,Güneşi Uyandıralım,İki yıl okul tatili gibi kitaplara ise çok az yerde rastlamak mümkün. Buralarda genelde sahaflar oluyor. Bunu belirttikten sonra asıl konuya gelirsek ben çocuklar için çok güzel bir, iki kitap önererek bu boşluğu kendi yöntemimle doldurmak istiyorum. Bahsedeceğim kitaplar onlarla beraber büyüyen ,içselleşmeyi,empati yapmalarını sağlayacak başka bir çocuğun hikayesi hakkında. Devamını oku »
Benim her zaman en iyi romanlar arasında saydığım ve başyapıt olarak kabul ettiğim bir eserle daha karşınızdayım. Aşk ve Gurur,İngiliz edebiyatının Shekespeare’den sonra en büyük yazarı olan Jane Austen’ın romanıdır. Jane Austen’dan daha önce bahsetmiştik,kitabının ünü ise meçhul,öyle ki sinemaya bile aktarıldı. Fakat kitabı önermekte,kısaca bir tanıtmakta zarar görmüyorum.
Kitabın orjinal ismi Pride and Prejudice,tam çevrimiyle Gurur ve Önyargı anlamına geliyor. Fakat bizim edebiyatımıza Aşk ve Gurur olarak kazandırılmış. Kitap kısaca; taşralı bir beyfendinin kızı olan Elizabeth Bennett ile varlıklı ve soylu toprak sahibi Bay Darcy arasındaki çatışmayı anlatır. Soyluluk ve servetten kaynaklanan “gurur” ile elizabeth’in ailesinin soylu olmayışı karşısında beslediği “önyargı” ile hareket eden Darcy’e karşılık; Elizabeth’in davranışlarında hem özsaygının uyandırdığı “gurur”, hem de Darcy’nin züppeliği karşısındaki “önyargı” etkili olur.
Kitabın asıl özelliği ise zıtlıkları çok güzel betimlemeler ve duygulara hitabet ederek anlatmasından geçiyor. Akıcı ve mizahi bir üslubla ele alınmış kitabı okurken,sayfaların sizi nasıl sürüklediğine hayret ediyorsunuz.Bu kadar gerçekçi ele alınmış bu iki karakterin aşk macerasını bir solukta okuyacağınıza eminim.
Tüyap 8.Bursa Kitap Fuarı
27 Şubat – 07 Mart 2010
Yer: TÜYAP Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi
Yaklaşık 220 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek Bursa 8. Kitap Fuarı’nda söyleşi, şiir dinletisi, panel ve çocuk etkinlikleri gibi 90’a yakın etkinlik gerçekleştirilecektir. Fuara girişler ücretsizdir. Giriş saatleri ise 11.00-20.00 saatleri arasındadır. Özellikle de düzenlenen etkinliklere katılınması şiddetle önerilmektedir. Birçok yazar,bilim adamı ve gazetecilerin yapacağı söyleşiler ufkunuzu genişletebilir. Fuarın etkinlik listesi için bkz;

ADI: Ölü Ozanlar Derneği
YAZARI: N.H. Kleinbaum
ÇEVİRİ: Sızan Cehani Alioğlu
SAYFA SAYISI: 142 Sayfa
BASKI YILI: 1990
Kleinbaum tarafından yazılan bu eserde arkadaşlığın ne kadar önemli bir kavram olduğu anlatılmaktadır. Özellikle yatılı okullarda arkadaşlık kavramının önemi vurgulanırken, insanlar arasında kurulan sağlam arkadaşlıklar sayesinde her türlü zorluğun üstesinden gelinebileceği de gösterilir. Ahlak idealizminin zirveye çıktığı bir kitap olarak herkese tavsiye ederim.
”Todd Anderson ve arkadaşlarının Welton Akademisi’ndeki yaşamları, yeni İngilizce öğretmenleri Bay Keating’in gelmesiyle birlikte inanılmaz biçimde değişir. Bay Keating onlara olağanüstü ve farklı bir hayatın kapılarını açar. Ondan etkilenen yedi arkadaş, Ölü Ozanlar Derneği’ni tekrar faaliyete geçirirler. Bu gizli dernekte ailelerinin baskı ve beklentilerinden uzakta tutkuları özgürce yaşayabilmektedirler. Keating onları ünlü ozanların büyük eserleriyle tanıştırdığında yalnızca dilin güzelliğini öğrenmekle kalmayıp, yaşamın her anının ne kadar önemli olduğunu da ayrımsamışlardır.Ne var ki Ölü Ozanlar Derneği’nin üyeleri, bu yeni kazandıkları özgürlüğün ne kadar acı sonuçlar doğruabileceğini çok geçmeden göreceklerdir.’
Kitabın yazarının çok fazla eseri olmadığından popülerliği yoktur ve hakkında bilgi mevcut değildir.
Çeviren: Şirin Yener
Yayın Yılı: 2008
475 sayfa
Adam Fawer gibi bu çevreye yeni girmiş,ilginç bir insan tarafından yazılmış olan Olasılıksız, herkeze hitap edecek türden bir roman olmayı yayınlandığı andan itibaren başarmıştır. Zaten,kitap en iyi roman da dahil olmak üzere birçok ödül de aldı.İlk başta baktığımızda bol aksiyonlu amerikan filmlerini hatırlatsa da, roman kurgusu çok üst düzeyde ve farklı çizgide ilerliyor.Bilimi felsefe ile yoğurup,akılcı sorular soran, okunduğu zaman okyucuya birşeyler katan,ama aynı zamanda da eğlencelik kaç kitabın olduğu sorusuna cevap veremesem bile bu kitabı örnek verebilirim. Bu kitap hakkında asıl belirtmek istediğim şeyse birçok eleştirmenin aksine (bende bestseller kitaplara önyargı ile yaklaşırım) kitabın ticari boyutunun yanında bir farklılık olduğu. Bence, Edebiyatın sadece belagattan oluşmayıp, fizik,kimya gibi bilimleri de kapsaması,bunları karıştırarak ortaya bir eser çıkarması her yazarın harcı değildir.Bunu romana katmak, romanda uygulamak ise ayrı bir başarı gerektirir. O yüzden Olasılıksızı diğer benzerlerinden bu noktada ayırmak lazımdır.
Ayrıca kitabın üslubu okuyucuda merak uyandırarak,olayların akıp gitmesini de sağlıyor. Başarılı bir kitap olduğu görüşündeyim.
Joanne Kathleen Rowling, 1965 yılında, Sodbury Chipping, Gloucestershire’da doğdu. 9 yaşına kadar ailesiyle bu büyülü küçük kır evinde yaşadı. Joanne’nin yatak odası aşağıdaki resimde üst kat sağ pencere idi.
Devamını oku »
Açlık-Knut Hamsun
Açlık benim çok önceleri okuduğum,okuduktan sonra bir hüzünlenme sonrası annemin hadi oğlum yemeğe diye çağırırken ki duygularla kalakaldığım bir başyapıttır. Öyle bir kitap ki hep hissettiğiniz bir duyguyu diğer insanlar nasıl hissediyor diye merak edersiniz ama bunu anlatamazsınız. Anlatacak kelimeleri bulamazsınız. Knut Hamsun bunu başarmış bir yazar olarak karşınıza Açlığı çıkarıvermiş işte. Üstelik onurlu ve ahlaklı kalmanın ölçütünü de belirlemiş. Kitabın özetine girersek eğer,
Kahramanımız Kristiania’da yaşayan çoğu zaman aç gezen ve tek geçim kaynağı makaleler olan bir kişidir.Kahramanımız romanın büyük bir bölümünde aç ve yorgun gezer.Genellikle bu açlığının nedeni gururu ve ahlakıdır.Bazı zamanlarda da açlığını gidermek için yol kenarlarında bulduğu taş ve ağaçları kemirir,bazen de kasaplara yalan söyleyerek bir parça kemik alır fakat kahramanımız bu kemiği yerken küçük et parçalarını pişmanlığıyla geri kusar.Parasızlık nedeniyle oturduğu harabe evden de atılır ve bir süre dışarılarda yatar.Bazı zamanlarda kahramanımız öyle zor durumlara düşer ki gururundan taviz verip sahtekarlık yapar fakat bunu hazmedemez ve hemen yaptığı sahtekarlık yüzünden ağlamaya başlar.
Eserde kahramanın ismi söylenmemektedir fakat o kendisine Andreas Tangen der.
1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Norveçli yazarın Açlık eserini okurken, duygu yüklü bir karakterin çektiği acıları hissedeceksiniz.
