Kabuğum küçük… Küçücük bir bölgede. Üzerinde binlerce nefes alan ama insanı az olan. İnsanlığından sıkılmış olanların yaşadığı deniz aşırı bir yerde…
Yaşamak ve o bölgelerden gelen müziğin hoş tınısı…
Önce sevgi, sonra dostluk, rahatlık ve güven duygusu…
Gözlerini kapadığında masmavi gökyüzü bulutsuz ve ardından aynı mavilikte deniz; ayırt edememe duygusu. Yer ve gök aynı renkte; sen şu anda gökyüzünden bir yerlerde bile olabilirsin o halde. Kim bilir inanmak istediğin bu belki; ayırt edemediğin renkler içinde. Kumsal uçsuz bucaksız ferah bir gölge dibinde…
Küçük kabuğum ve uzak maviliklere; etrafı sarılı ve çevrili, kuşatılmış binlerce kale… Kırılan kabuğumdan çıkalı uzun yıllar geçse bile yeni fark edilen güzellikler; doğa, yüzyıllar önce dikilmiş yaşlı paulownia…
Başka hayatların var oluşlarına inandığım zamanın sessizliği. Kendimden bağımsız milyarlarca insancık. Şu anda her birinin duygusu, gülüşü, sesi var… Günah işleyenleri çok, sevenleri fazla. Durun bir Dakka, işte! Duyuyorum sanki? Yeni bir melek doğdu az önce. Susun, susturun çevrenizi de bu ayrıntıya kulak verin. Gördünüz mü ağlıyor?
Çakallar sürüsü bir aslanın etrafını sarmış, elindeki yiyeceği alacaklar boyuna postuna bakmadan. Aslansa adil davranmış, yavaş koşanı avlamış. Afrika burası, görmüyor musun? Adını bilmediğim bir yer ama benden önceki adının ne önemi var ki? Bir daha bulabileceğimden şüpheli olsam bile aslanpençesi koyuyorum bu dağın adını. Gidemiyor musun?
(somewhere over the rainbow… blue bird fly. and think to myself what a wonderful world?)
Kabuğu küçük kendi büyük dünya… Görmek istenen yerler, bir yelkenli alıp çıksak uzak diyarlara? Hangi parayla? Üstelik vize? Aile? Okul? İş? Yapmak istediklerim mi bunlar benim yoksa zorunda olduklarım mı? Özgürlüğün tanımı? Sen mi geldin yoksa?
- insan her istediğini yapamıyor maalesef.
- evet, kırık hayalli masum, bizde bundan bahsediyorduk, sende hoş geldin.
(they’re really saying, i i love you… İ hear babies cry and i watch them grow… what a wonderful world…)
Nankörlük… Evet, nankörlük yapıyorum. Aynı duyguları yaşamayı hak eden milyarlarca insan arasında neden ben? Niye ben? Şans mı?
Seychelles; ilk önce oradan başlamalı özgürleştirmeye.. Yo hayır, Amerikan tarzı değil tabi ki… Ruhumuzu özgür bırakmak anlatmak istediğim…
Gezemediğim, belki de hiç gidemeyeceğim yerlere gidiyorum her gün… Ve ruhumu bırakıyorum Atlantik okyanusunda, ismini bilmediğim bir adanın kıyısına. Dönüşte alacağım merak etme, bu dünyayı yaşamak için ihtiyacım var sana…
Kabuğum küçük, Truman’a selamlar olsun buradan. Günaydın! Ve olur ya belki sizi göremem bir daha; iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler…