Okumanın faydaları ve yöntemleri üzerine yüzlerce mülahaza vardır. Kelime ve kapsam olarak sözlüklerde de birden çok tanımı olduğu aşikâr. Muhtevasında bu kadar çeşitlilik ve kişisellik varken ne kadar kapsamlı olursa olsun tıpkı ‘aşk’ gibi ‘okuma’nın da basit bir tanımı olabilir mi? Sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği bilinmeyen ve zihinsel bir süreç olan ‘okuma’ eyleminin manası nedir? Sırlarının kapısında dolaşırken onlara vâkıf olmanın bir yolu var mıdır? Velhasıl kelâm okumak denildiğinde benim aklıma çeşitli ayrımlar geliyor. Türsel bir sorun bu. Kişide yapılan bir ayrım. Ne okumak? Neyi okumak? Neden?
Bir roman okumakla, araştırma için okumak aynı şey midir? Zihin süreci aynı çalışmayan bir iş nasıl oluyor da aynı olur? Muamma sorular türetilebilir. Çok fazla okuyan insanlar konuyu daha iyi anlayacaktır fakat sınırları çizmek benim görevim değil. Eşelemek istediğim sorun, umumî olarak roman ve öykü okuyan insanların aşırı kullanım sonrasında üzerinde kalan yan etkileri düşünmek… Bir nevî prospektüslük…
Roman bağımlılığının ilk adımı ve ortak duygusu heyecan duymadır. Roman bağımlısı eline bir kitap aldığı zaman yeni bir hayata girecek olmanın keyfini ve heyecanını yaşar. Üstelik bunu her yeni başlangıç için yeni duygularla tekrar tekrar yaşar. Kitap karakterinin dünyası kendi dünyasıdır. O yüzden seçmiştir zaten. Seçimlerini kendi belirler. Ama hiçbir zaman karakterin kendisini oynamaz. Hep gözetleyen kalmayı sever. Bazen bir polis, bazen bir taksici… Kendi yargılarını koyarak ama önyargılarının kırarak okur. Hatta bazı okuyucular kitapların doğru söyledikleri, içinde yanlış bilgi bulunmadığı gibi bir yanılgıya düşer. Çok roman okuyanlarsa bir sonraki olayı biliyormuşçasına eseri yeniden yazdığını bilir. Çünkü her eser her okumada yeniden yaratılır. Roman türü, bir başkası için -sıradan okuyucu için- bir eğlence iken onun için bir kaçıştır. Başka hayatlara, yeni dünyalara kaçış. Kaçmak ister kendi dünyasından; hiç ölmeyecek gibi, hep mutlu olacak gibi, bitsin istemez hikâyesi. Bitince devamını getirmeye çalışanlar olur fakat büyüsü bozulmuştur. Devamı kişisel duygulara bırakır yerini.
Roman severler sevdiği bir hikâyenin etkisinden çabucak kurtulamaz. Sevmediği hikâyeyi okumaz; demiştik seçicidir. Çok satan okuma oranı düşüktür mesela. Kendi listesi vardır. Çok satanları dayatılan olarak görür. Hâlbuki bu okuma amacıyla ters düşer.
Genelleme yaptığımız için biri çıkıp hayır ben böyle bir tat almıyorum derse hoşgörü ve ilgiyle karşılarım. Daha genel bir tanıma ulaşma imkânımız doğar. Bir romanı iş için okuyanlar da yok mudur? Kaçış için, araştırma için, alışkanlık olduğu için, eğlence için, bilgi aramak için… Benimkisi mi? Yukarıda bahsedilenler dışında biraz kaçış, bazen dostluk, genel de yeni hayatlara sığınma isteği…
Ya sizinkisi?
Halit Fehmi
